EGE’NİN İNCİSİ KUŞADASI
Ünlü tarihçi Heredot, Aydın ili için “Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü” ifadesini kullanmıştır. Gökyüzünün mavisinin Ege Denizi’yle buluştuğu, muhteşem gün batımlarının izlenebileceği ve her türlü aktiviteyi yapabileceğiniz Aydın iline bağlı; Türkiye’de turizmin başladığı ilk yer olan Kuşadası, Ege’nin incisidir.
Denizi, güneşi, kumu, mavi bayraklı plajları, tarihi, kültürü, milli parkı, kruvaziyer limanı, marinası, Kongre Merkezi, termal tesisleri, yöresel yemekleri, alışveriş imkânları, eğlence hayatı ile Kuşadası, her türlü turizm çeşitlerini ve aktivitelerini bünyesinde barındırmaktadır.
Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden olan Kuşadası, ismini ilçede bulunan Güvercin Ada’dan almaktadır. Kuzeyde Selçuk, Pamucak; güneyde ise Dilek Yarımadası Milli Parkı ile çevrili Kuşadası; Efes, Meryemana, Didim, Milet, Pamukkale, Marmaris, Bodrum gibi popüler tatil yerlerine olan yakın konumuyla da tercih edilmektedir.
Özellikle yaz aylarında oldukça hareketlenen Kuşadası, limanı, şık mekânların bulunduğu marinası, birbirinden güzel plajları, aquaparkları, 5 yıldızlı otel ve tatil köyleri, her zevke hitap eden çarşıları, hareketli gece hayatıyla, insanın içini ısıtan güneşi ve sıcakkanlı insanlarıyla seyahat severlerin 12 ay boyunca akın akın geldiği bir merkeze dönüşmektedir.
Dünyanın en büyük uçak batığına da ev sahipliği yapan Kuşadası, dalış meraklılarının gözbebeği haline gelmiştir.
Dilek Yarımadası Milli Parkı
Kuşadası’na 28 km uzaklıktaki Dilek Yarımadası Milli Parkı, eğer bir doğa severseniz mutlaka görmeniz gereken yerlerden birisidir. Girişten sonra ana yol boyunca ilerlerken 1. km’ den sonra sağa doğru ayrılırsanız İçmeler Koyu’na ulaşırsınız. Ağaçların gölgesinde güzel bir koy olan İçmeler tamamen kumla kaplı bir denize sahip olup derinlik bakımından Milli parkın diğer koylarına göre alçaktır. İçmeler plajından 4 km daha ilerideki Aydınlık koyu, ana yoldan ayrıldıktan belli bir süre sonra, önce çakıl daha sonra da toprak yolla karşılaşırsınız. Plaja inen yol denize 4-5 metre kalana kadar yaklaşmaktadır ve bundan sonra denize paralel olarak bütün plaj boyunca ilerlemektedir. Deniz kenarında uzanıp güneşlenenlerden değilseniz Milli Park’ta sık ağaçlıkların arasındaki patikalardan içerilere, tepelere doğru yürüyüş yapmanın keyfine varabilirsiniz. 6. km’ deki Kanyon ve Dik Kaya Vadisi, küçük dereleri, sık bitki örtüsü ve patikalarıyla iyi bir trekking parkurudur.
Deltada yaklaşık 250 kuş türünün yaşadığı, bunlardan 70 tür kuşun ürediği belirlenmiştir. Bu özelliğiyle “Önemli Kuş Alanı” listesine giren delta, kuş araştırmaları gözlem programına alınmıştır.
Balık Restaurantları, Yöresel Yemekler ve Ege Otları
Ege’nin incisi Kuşadası, gastronomi bakımından da oldukça zengindir. Sahil şeridi boyunca uzanan balık restoranlarında günlük taptaze balıkları yiyebilir veya keşkek, yuvarlama, bolama, kapama, zeytinyağlı börülce, kabak çiçeği dolması, kedirgen kavurması gibi yöresel lezzetleri tadabilirsiniz. Cibes otu, şevketi bostan, deniz börülcesi, arapsaçı ve turp otu Kuşadası semt pazarlarında ve restoranlarında bulabileceğiniz Ege otlarından sadece bir kaçıdır. Ege mutfağının eşsiz lezzetlerini Kuşadası’nda doyasıya tadabilirsiniz.
KUŞADASI ve ÇEVRESİ
Efes Örenyeri: Kuşadası’na 18 Km uzaklıkta olan Efes Örenyeri, MÖ 5.bin yıla kadar giden tarihi boyunca uygarlık, bilim, kültür ve sanat alanlarında her zaman önemli rol oynamıştır ve antik dünyanın en önemli merkezlerinden birisidir. Efes, Doğu ile Batı (Asya ve Avrupa) arasında başlıca kapı durumunda olan önemli bir liman kentiydi ve bu konumuyla çağının en önemli politik ve ticaret merkezi olarak gelişmiştir.
Anadolu’nun eski ana tanrıça (Kybele) geleneğine dayalı, dünyanın yedi harikasından biri sayılan Artemis Tapınağı’nın da Efes’te yer almış olması şehrin önemini daha da artırmaktadır.
Efes Örenyeri’nde, Celsius Kütüphanesi, Yamaç Evler, Tiyatro gibi eşsiz mimari eserleri görebilir, Antikçağ’ın havasını soluyabilirsiniz.
Meryem Ana Evi (Virgin Mary): Kuşadası’na 19 km. uzaklıktaki Meryem Ana Evi, Bülbül Dağı’nın üzerinde bulunmaktadır. İsa’nın ölümünden 4 ya da 6 yıl sonra, St. John’ın Meryem Ana’yı Efes’e getirdiği bilinmektedir. 1891 yılında Lazarist papazlar, Alman rahibe A. Katherina Emerich’in rüyası üzerine, Meryem Ana’nın son günlerini geçirdiği evin, araştırmalar sonunda bu yer olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Bu olay Hıristiyanlık dünyasında yepyeni bir buluş olmuş ve din âlemine ışık tutmuştur. Haç planlı ve kubbeli olan bu yapı daha sonra restore edilmiştir. Müslümanlarca da kutsal sayılan evde, Papa VI. Paul’un 1967’deki ziyaretinden sonra, her yıl ağustos ayının 15. gününde ayinler düzenlenmekte ve bu ayinler büyük ilgi görmektedir.
Şirince Köyü: Kuşadası’na sadece 29 km uzaklıktaki Şirince köyünün tarihi M.Ö. 500 yılına kadar uzanmaktadır. Şirince, tarihi, mimari dokusu, üzüm bağları, ev yapımı sofra şarapları, leziz çöp kebabı, gözlemesi ve köy ürünleri ile ziyaretçilere unutulmaz tatlar sunmaktadır.